
No title
|
Rehberlik Anlayışımız
 
No title
1- HEDEF
BELİRLEMELİYİZ....
Çalışmamızın yönünü belirlemek
ve çalışma isteğimizi sürekli tutmak için yapmamız gereken en önemli şey, bizi
ileride, mutlu edecek yolu belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığımızı
bilmemiz gerekir.
Yapacağınıza da inansanız yapamayacağınıza da inansanız, sonuçta haklı
çıkarsınız.
"Hedefimizi, hırsla, istekle, inançla
kovalamalıyız.
Sadece ilgi duymamız yetmez."
Henry Ford
"İnançlı bir tek kişi, sadece ilgi duyan
doksandokuz kişiye bedeldir"
J.S. Mill
2. PLANLI VE PROĞRAMLI ÇALIŞMALIYIZ...
Hedefimize ulaşmak için hangi dersleri, nasıl bir sıralama ile ne zaman ve ne
kadar çalışmamız gerektiğini bilmeliyiz.
Her gece 8 saat uyuyoruz yılda tam 120 gün
Günde 3 saat T.V seyrediyoruz yılda tam 45 gün
Yollarda harcanan 2 saat yılda tam 30 gün
Günde sadece 1/2 saat boş durmak yılda tam 15 gün
Hergün birinin bizi 5 dk. bekletmesi yılda ort. 30 saat ediyor...
Yukarıdaki bilgiler basit matematik hasaplarla bulundu. Nasıl? Dehşet verici
değil mi? Bu hesaba göre yılın 7 ayı, fazla kayda değer olmayan faaliyetlerle
geçiyor. Artakalan zaman diliminde yapılan tek şey üniversiteye hazırlık
olmadığına göre (yemek, sosyal faaliyetler, okul dersleri v.s.) planlı
çalışmaya ne kadar ihtiyacınızın olduğu ortada..
Planlı çalışmanın görünür bir ihtiyaç olmasının dışında başka yararları da var;
a) Hangi dersi çalışacağımıza karar verememekten dolayı zaman kaybetmemizi,
kararsızlık içinde bir dersi bırakıp diğerine geçmemizi engeller.
b) Düzenli ve günü gününe çalışmak, sınav öncesi çalışma süresini azaltır.
Sınav paniğini önler. Çalışma verimini yükseltir.
c) Her derse yeterince zaman ayırmak ve yeterince çalışmak, kişinin kendine
olan güvenini artırır.
d) Öğrenilecek malzemenin kısa bir zaman dilimine sıkıştırılması yerine, uzun
zamana yayılarak daha etkili ve kalıcı olmasını sağlar.
e) Planlı ders çalışma; ailemizle aramızda ders çalışma konusunda çıkabilecek
çatışmaları önler.
f) Sağlıklı ve bilinçli plan yapmamız, kendimizi derse çok daha kolay vermemizi
sağlar.
g) Her işe daha rahat zaman ayırmamızı, huzurlu olmamızı sağlar.
Yaptığımız planın tüm bunları sağlaması için dikkat etmemiz gereken bazı
noktalar var;
a) Derslerin dağılımını dengeli yapmalıyız. Kolay gelen derslere ağırlık
vererek, çalışılması
gereken zor dersleri ihmal etmemeliyiz.
(Sözel hazırlanan öğrencilerin matematik ve geometriyi ihmal etmeleri gibi) Bu
durum bizi planlı çalışsak dahi hedefimizden uzaklaştırır.
b) Ara vermeden uzun süreli çalışma da, sık aralıklarla, uzun dinlenmeli kısa
çalışma da verimsiz olur. En ideali 40 - 50 dak. çalışmak, 10 dak. tekrar
yapmak ardından 5 - 10 dak. dinlenmektir. Ortalama 1 saat, aynı okul programı
gibi, 1 ders saati olarak düşünülebilir ( Birim süre). Farklı derse geçerken
verilen dinlenme süresi biraz uzatılabilir.
c) Derslere vereceğimiz çalışma sürelerini, dersin özelliğine ve bizim o
dersteki başarımıza göre ayarlamamız gerekir.
d) Aynı tür dersleri, ard arda yerleştirmemeliyiz. Bir dersten diğerine
geçerken, mutlaka dersin türü değişmeli. Böylelikle daha az yorulur, çalışarak
da dinlenebiliriz.
e) Ders türlerini değiştirirken bize göre kolay olan derslerin, değişik türde
de olsa, ard arda gelmemesine dikkat etmeliyiz. Kolay bir ders zor bir ders,
zor bir dersi kolay bir ders izlemeli.
f) Zor dersleri en verimli çalışacağımız saatlere yerleştirmeliyiz. Bu saatler
kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
g) İlk çalışacağımız saate sevdiğimiz bir dersi koymamız, derse kendimizi kolay
vermemize yardımcı olur.
h) Planımızda, derslerimizi mümkün olduğunca günün aynı saatlerine koymamız, o
saatlerde derse daha kolay konsantre olmamızı sağlar.
i) Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlanmamalı. Yaklaşık 30 dak. sonra derse
başlamak daha yararlı olacaktır.
j) Planımızda ders saatleri ve ders dışı etkinlikleri birbirinden ayırmamız ve
ders dışı faliyetlere de az da olsa ödül mahiyetinde yer vermemiz, onların
çalışırken aklımıza takılmasını önler.
k) Planlarımız düzenli tekrarı mutlaka içermeli. Bilmeliyiz ki
öğrendiklerimizin % 40'ını ilk 20 dakikada, % 55'ini 1 saate, % 65'ini 9
saatte, % 80'ini 24'
saatte unuturuz.
Günlük aktivitelerimiz arasında bazen kontrol altına alamadığımız durumlarla
karşılaşabileceğimiz dikkate alınmalı. Programımızda böylesi durumlar için
esneklik bulunmalıdır.
En sağlıklı program haftalık hazırlanandır. Her programın bitiminde ne kadar
verimli geçtiği, amaca ne kadar hizmet ettiği değerlendirilmelidir.
Programlı çalışma hedefi bulmada bir pusuladır...
Çalışma programının bir gününde;
- O gün öğrenilen konuların tekrarı, ilgili testlerin çözümü
- Bir gün sonra işlenecek konunun ön hazırlığı bulunmalıdır.
- Programın bitiş gününde, o programla çalışılan konuların tekrarı olmalıdır.
Üzerinde takıldığımız, çözümünü sonradan öğrendiğimiz soruların tekrar çözümü
olmalıdır. Böylece bir haftanın kritiği yapılmış olur.
Dördüncü haftanın bitiminde aynı süreç aylık olarak yapılmalıdır. Bu durumda
öğrenci kendindeki gelişmeyi ya da dersten kopmayı haftalık ve aylık olarak
görmüş olur. Eksiklerini giderme fırsatı bulur.
Planınızı Uygulamakta Güçlük Çekiyorsanız;
Her şey mükemmel olsun diye uğraşırken mi, uygulamada güçlük çekiyorsunuz? Hata
yapmaktan korkmayın. Hiç bir şeyin yapılmadığı yerde hata da olmaz.
T. Edison için öğretmeni; " Zekası yeterli değil. Okula devam etmesinin
bir yararı olacağını sanmıyorum"
A. Einstein içinde öğretmeni; "Çok başarısız bir öğrenci. Zeka düzeyi
düşük. Arkadaşlık ilişkileri zayıf, hep hayal kuruyor. Ayrıca sınıfta
huzursuzluk yaratıyor. Kanımca okuldan alınması herkes için iyi olacaktır."
demişti.
Eski bir Çin atasözü der ki;
"Fakir bir adama balık verirsen, o gün için doyar. Ona balık tutmayı
öğretirsen, her gün doyar."
Balık tutmayı pardon ! Soru çözmeyi öğrenin...
3. DERS ÇALIŞMA SIRASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Biz insanlar,
% 1 tad alarak
% 1.5 dokunarak,
% 3.5 koklayarak,
% 11 işiterek,
% 83 görerek öğreniriz,
Yine biz insanlar,
- Okuduklarımızda % 10,
- İşittiklerimizde % 20,
- gördüklerimizde % 30,
- hem görüp hem işittiklerimizde % 50,
- söylediklerimizde % 80,
- davranışlarımız doğrultusunda (deneyip) söylediklerimizde % 90 hatırlama
oranı gerçekleştirebiliriz. Dolayısıyla öğrenme sürecinde ne kadar çok duyumuzu
kullanırsak, öğrenme ve hatırlama becerimiz o kadar artar.
Çalışırken önemli fikir, kavram, formül v.b. şeylerin altını çizmek öğrenmeyi
kolaylaştırır. Hatta çizme sırasında renkli kalemler kullanmak, önem derecesine
göre renkleri kodlamak hatırlamaya büyük yarar sağlar.
Hem çalışırken hem de dersi dinlerken not almak, uyanık kalmayı, aktif katılımı
sağlar, unutmayı azaltır.
Problem çözerken, çözüme ulaşıncaya kadar uğraşmak en uygun davranıştır. Buna
rağmen çözülemeyen sorular ihmal edilmemeli, mutlaka çözümü öğrenilmelidir.
Konular: ( özellikle de sözel dersler) BÜTÜN - PARÇA - BÜTÜN) yöntemiyle
öğrenilmeli (bu işlem sırasında kendi ifadenizle özetler çıkarmalı) en sonunda
konu bütün olarak zihne yerleştirilmelidir.
Somut şeyler, soyut olanlardan daha kolay öğrenilir. Kavramları, fikirleri
örnekleyerek, formülleri de soru çözerek somutlaştırın.
Her yerde kolayca kullanabileceğiniz kartlara derslerin kısa özetlerini
hazırlayın, formüller yazın. Bunlarla boş kaldığınız her ortamda, ( Otobüste,
durakta, yemek yerken v.b) tekrar yapabilirsiniz. Bu kartları, ayna, kapı,
dolap kapağı gibi her an karşınıza çıkacak yerlere asarak, öğrendiklerinizi
farkında olmadan pekiştirebilirsiniz.
Çalışmalarınızın sonunda kendinizi değerlendirin. Özellikle deneme sınavlarında
boş bıraktığınız, yanlış yaptığınız sorular üzerinde durarak, bu konulara
tekrar çalışın.
Öğrenmek, anlamak demektir. Öğrenilen bilgileri nerede ve nasıl
uygulayabileceğinizi kendinize sorun (Gideceği adres belli olsun). Farklı
kaynaklardan yararlanın, değişik tipte sorular çözün.
Zorlandığınız derse küsmeyin. Küstüğünüz dersin içinde mutlaka kolay
anlayabileceğiniz konular bulunmaktadır. Tüm konuları öğrenmeye çalışarak,
güveninizi yitirip dersten uzaklaşmak yerine, anlayabildiğiniz konulara çalışıp
ilgili soruları kaçırmayarak, sınavda şansınızı arttırabilirsiniz.
Hedefinizi düşünün, çalışmak için iyi bir nedeniniz var. Karşılaştığınız
zorlukları tek tek ortadan kaldırmanız, hepsiyle birden uğraşmaktan daha
kolaydır. Siz başlayın bir kere, gerisi kendiliğinden gelecektir!
4. BEDENSEL EGZERSİZLERİN ÖĞRENME ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Düzenli yapılan egzersizin öğrenme üzerinde çok olumlu etkiler yaptığı
araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kas gevşemesi
2. Zihinsel gevşeme
3. Yapılan işte etkinliğin artması.
4. Enerjide artış.
5. Duygusal boşalma ve rahatlık.
6. Daha iyi uyku.
7. Öz güven artışı.
8. Endişelerde azalma.
9. Daha iyi sağlık.
10. Kalp hastalığı riskinin azalması.
11. Bel ve sırt ağrılarından korunma.
Gerginlik damarlarda daralmaya yol açar. Hücrelerin kanla beslenmesi zorlaşır.
Gerginlik sırasında vücut fazla miktarda adrenalin salgılar. Bu da öğrenme için
gerekli protein zincirinin kurulmasını güçleştirir.
Düzenli fizik egzersizi, adrenalinin kullanılarak kaygının azalmasına ve
rahatlamaya sebep olur.
Ayrıca egzersiz sonucu vücutta seratonin maddesi salgılanır. Bu madde kişide
huzur, rahatlama sağlar.
Sınav maratonunda stres, kaygı ve endişelerden kurtulmaya yardımcı olması için
her sabah 10-15 dak. egzersiz yapmak yararlıdır. Ancak aşırıya kaçmamak, vücudu
alışkın olmadığı şekilde birden zorlamamak gerekir. Egzersiz sonrası kişi
kendini huzurlu ve dinlenmiş hissetmelidir. Yorgun hissediyorsa bu bir
yanlışlığın belirtisidir.
5. YAPILMASI GEREKEN TEKRARLAR
"Bellek para cüzdanına benzer.
Tıka basa doldurulursa kapatılmaz ve her şey dışarı dökülür."
Thomas Fuller.
Belleğimizi kullanmanın, yani hatırlamanın en önemli unsuru tekrardır. Ancak
tekrarların aralıklarla yapılması gerekir. Üst üste asla değil. Arşivde çalışan
bir memur düşünün. Önüne aralıksız malzeme yığarsanız, eli ayağına dolaşır.
Neyi nereye koyacağını şaşırır. Bu yüzden tekrarlarımızı bir düzen içinde
yapmalıyız.
Tekrarlarınızı düşünerek ve anlayarak yapmanız temel prensip olmalıdır. Mekanik
tekrarlar sadece zaman kaybettirir.
Çalıştığınız dersi değiştirirken çalışılan bölümün mutlaka kısa bir tekrarını
yapın ki bilgiler yerleşsin.
Aynı şekilde her birim sürenin (40- 50 dak. çalışma, 5- 10'dak. dinlenme)
bitiminde çalışılan bilgiyi tekrar ederek ara verin.
Öğrenilenlerin üzerinde en az bozucu etkiyi uyku yapar. Zihin, hafıza, uyku
sırasında da çalışır. Edindiği bilgileri derleyip düzenler. Bu yüzden yatmadan
önce yeni öğrenilen bilgilerin 15- 20 dak. tekrarı ve bunu uyandıktan sonra
yine 15- 20 dak. tekrarın izlemesi hatırlamayı uzun süre mümkün kılar.
Ayrıca programa bağlı olarak haftalık ve aylık tekrarlar yapılmalıdır.
Yapılan araştırmalara göre öğrenme anından itibaren geçen zaman uzadıkça
hatırlama oranının arttığı tespit edilmiştir. Buna geri hatırlama deniyor.
Dolayısıyla çalışma anından sonraki ilk saatlerde hatırlamanın düşük olması
sizi korkutmasın. "Çalışıyorum, çalışıyorum ama sanki hiç birşey
bilmiyorum." deyip üzülmeyin.
Etkili bir hatırlama için okuduğunuz metni yüksek sesle okuyarak görsel alana,
işitmeyi de ekleyin.
Ayrıca çalışma esnasında öğrendiklerinizi metne bakmadan kendi kendinize yüksek
sesle tekrar edin . Hem hafızanızı uyarır, hem de nerede zayıf olduğunuzu fark
edersiniz.
6. ÇALIŞMA ORTAMI NASIL OLMALI
Eğer müstakil bir oda yoksa, çalışma köşesi hazırlanmalı. Her seferinde farklı
yerde çalışmak verimli olmaz. Hep aynı yerde çalışmak, çalışacağınız yere
geldiğinizde kendinizi derse hazır hissetmenizi sağlar. Çalıştığınız yerde
çalışma ile ilgili bir sembol mutlaka olsun . Örneğin mutfak masasında çalışan
bir öğrenci, çalışmaya başlarken masanın örtüsünü değiştirebilir. Bu onu motive
eder. Mutlaka masada çalışmalı. Uzanarak yatarak çalışılmaz. Masada dik bir
şekilde oturmalı. Farklı pozisyonlarda oturmak özellikle uzanarak çalışmak bir
süre sonra kanımıza uyku hormonunun salgılanmasına yol açar.
Çalışma masası ders dışı faliyetler için kullanılmamalı. Pek çok şeyi aynı
yerde, aynı masa da yapmak bir süre sonra bıkkınlık yaratır.(yemek, resim
yapmak v.b)
Çalışma için gerekli tüm malzemeler masada ulaşılabilir mesafede hazır olmalı.
Materyal ( sözlük, test v.b.) aramak için kalkmak geri dönmeme tehlikesi
yaratır.
Çalışma masasının her çalışmadan sonra düzenlenmesi bir sonraki çalışmaya
başlamayı kolaylaştırır.
Çalışma ortamında poster, afiş vb. dikkati dağıtıcı ya da sizi hayal kurmaya
yönlendirici şeyler olmamalı.
Çalışma ortamı sessiz olmalı. Müzikle ya da t.v. izlerken ders çalışılmaz.
Zihin bazen müziğe bazen derse yoğunlaştığı için bölünmeler olur. Ayrıca derse
yoğunlaşınca müziği duymamak için farkında olmadan çaba sarfedilir . Bu da
yorulmayı kolaylaştırır.
Son olarak çalışma ortamı iyice havalandırılmış yeteri kadar ısıtılmış ve
aydınlatılmış olmalıdır.
7. DİKKATİ YOĞUNLAŞTIRMAK
Öğrendiğimiz bir konuyu, 12- 13 ay sonra hangi oranda hatırlayacağımız, konuyu
çalışırken ne kadar konsantre olabildiğimize bağlıdır.
Her şeyden önce motivasyonumuzun tam olması için amacımızın belirlenmiş olması
gerekir. Bu konuyu çalışmakla neyi amaçlıyoruz. Kaç sorunun cevabını cebimizde
hissetmemize yarar. Bunu bilmek motivasyonumuza doping etkisi yapar.
Konsantre olabilmek için kararlılık da çok önemlidir. Kararlılık işe tüm
ilgimizi yönlendirir. Bu da çok geçmeden konsantrasyonu alışkanlık haline
getirir.
Konsantrasyonumuzu yüksek tutmak için çalışmalarımıza çeşitlilik getirmeliyiz.
Rutin çalışmalarla dikkati yoğun tutmak imkansız denecek kadar güçtür.
Monotonluktan kurtulmak için planlı çalışmaya ihtiyacımız var. İyi hazırlanmış
bir planda asla monotonluğa yer yoktur. Başkalarına verdiğimiz randevulara
nasıl sadık kalıyor; istediğimiz gibi değiştirip iptal etmiyorsak
çalışmalarımız için de aynı hasasasiyeti gösterelim.
Konsantrasyonun uzun süreli, olması için sağlığımıza özen gösterip bedenin ve
zihnin yeterince dinlenmesini sağlayalım.
Bitkinlik uzun süren yanlış çalışmalar sonucu vücuda yavaş yavaş siner. Bunu
hissettiginizde çalışma alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirin. Çalışmalara
ara verip dinlenin. Bu halde çalışmak daha zararlı olacaktır.
SINAV KORKUSU
"Zor iş kolay işlerin birikmesinden oluşur."
Hazırlanılması gereken derslerin birikip ağırlaşması, sizden beklenenlerin
fazlalığı ve bütün bunları nasıl yapacağınızı bilememeniz, büyük bir yük
oluşturur. Bu da zamanla bıkkınlık verir. Sınava hazırlanan herkesin dönem
denem yaşadığı bu usanma ve karamsarlık duygusu son derece normaldir. Gereksiz
olan ise bu duygular karşısında ümitsizliğe kapılarak, kendinizi güçsüz ve
çaresiz hissederek çalışmayı bırakmaktır.
Sınavdan korkmakla, sınav korkusu ( Sınav Kaygısı) arasında önemli farklar
vardır. Sınavdan korkan öğrenci, yaklaşan sınava göre , zamanını planlayarak
çalışır. Zaman geçtikçe de korkusu azalır. Her öğrenci mutlaka sınavdan hemen
önce bir heyecan duyar, ancak bu heyecan onun başarılı olmasını sağlayacak,
canlı ve diri tutacak ölçüde olduğunda gerekli bir duygudur.
Sınav korkusu duyan bir öğrencinin ise sınav yaklaştıkça korkusu ve telaşı
artar. Bu korku öğrencinin çalışmasına ve öğrenmesine engel olur ve sınav günü
gelip çattığında ise tutulur kalır.
Söz konusu bu korku sırasında, beden kimyasında meydana gelen değişiklikler,
beyinde öğrenme için gerekli olan protein zincirlerinin oluşumunu engeller.
Yani sınav korkusu akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel
faaliyetleri bozar. Bu nedenle öğrencilerin başarısızlığına yol açan en önemli
faktörlerden biridir. Öyle ki yapılan araştırmalar sınav korkusunun, ameliyat
korkusundan çok daha yüksek boyutta olduğunu göstermektedir.
Sonuçları itibarıyle, hiç de küçümsenmeyecek bir öneme sahip olan bu korkuyla,
başa çıkmanın yollarını şöyle özetlemek mümkündür.
GEVŞEME
Sınav korkusunun beden kimyasını nasıl etkilediğine değinmiştik. Gevşeme
sayesinde değişen beden kimyasının önceki haline dönmesi mümkündür.
Bedeni kontrol etmek yolunda birinci adım solunum kontrolüdür. Çünkü solunum
yarı otonom , yarı iradeli bir fonksiyondur.
İyi nefes almak iyi nefes vermekle başlar. İyi nefes burundan , ağır, sessiz ve
derin alınır. Akciğerlerin bütününü doldurarark diyaframı aşağı iter. İyi nefes
alındığı sürenin iki katı sürede verilir.
Günde 40- 50 defa bu şekilde nefes almayı alışkanlık haline getirmek yaşanılan
korku düzeyini düşürür. Bunun için bazı durumlarla nefes alma davranışını bir
şeyle eşleştirmek ve onu hatırlatıcı bir obje kullanmak yararlıdır. Örneğin
aynanın üzerine, dolabınızın üzerine ya da içine, masa saatinin görünür bir
köşesine yapıştıracağımız ufak bir renkli kağıt tarif edildiği şekilde nefes
almanızı size hatırlatacaktır.
FİZİK EGZERSİZLERİ
Düzenli yapılan fizik egzersizlerinin akıl ,ruh ve beden sağlığı üzerinde
olumlu yönde , köklü etkiler yaptığı pek çok bilimsel araştırmayla kanıtlanmış
bir gerçektir. Ayrıca düzenli fizik egzersizlerinin uygulanması uyku üzerinde
de olumlu bir etkiye sahiptir. Ev içinde sabahları hergün 10 - 15 dakikalık bir
fizik egzersiz programının uygulanması olumlu sonuçların alınması için
gereklidir. Dikkat edilecek bir diğer noktada, proğram bittiği zaman kendinizi
dinlenmiş hissetmeniz gerektiğidir.
DÜŞÜNCE BİÇİMİNİN DÜZENLENMESİ
İnsanlar genellikle duygu ve düşüncelerinde belirleyici olanın çevredeki diğer
insanlar ve olaylar olduğunu kabul etmektedirler. Bu yüzden kendilerinde
gerginlik yaratan, duygusal açıdan sıkıntı veren kendileri dışındaki olay ve
kişileri suçlarlar. Böylece hem strese girer hem de bu stresten kurtulmayı
güçleştiren önemli bir hataya düşerler.
Özetle; önemli olan olaylar değil, olaylara bakış açımızdır. Bu durumda olumsuz
duygu ve davranışlardan kurtulmak için düşünce biçimimizi değiştirmemiz
gerekecek. Bunun için olaylara ilişkin yaklaşımımızı gözden geçirmeliyiz.
a) Düşünce biçimimiz objektifmi? Gerçekliğe uyuyor mu?
b) Yaklaşım biçimimiz ve değerlendirmemizin bize, problemi çözmeye faydası var
mı?
c) Yaklaşım biçimimiz diğer insanlarla olan ilişkilerimizi olumlu yönde
etkiliyor mu?
d) Değerlendirme biçimimizin amaçlarımıza katkısı var mı?
e) Yorumlama biçimimiz iç çatışma ve iç gerginliğimizi azaltıyor mu?
Bu sorulardan en az 3 tanesine cevabınız " evet" se iyi, eğer
"evet"ler 3 den az ise yaklaşım biçiminizi gözden geçirmelisiniz.
KORKUNUZU AZALTMAYA YÖNELİK İPUÇLARI
- Sınava girmeden önce, geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı
hatırlayın. Kendinize gerçekteki değerin altında değer biçmeyin.
- Daha önce yaşanmış olan başarısızlıkların sebeplerini araştırın. Onları
telafi edin ki yeni başarısızlıkların sebepleri olmasınlar.
- Sınav sizin o ana kadar öğrenmiş olduğunuz bilgilerin değerlendirilmesidir.
Asla sizin kişiliğinizin bir değerlendirilmesi değildir. Sınav sonucunda
başarısız olmanız yalnızca sizin yeterli bilgiye sahip olmadığınızı gösterir.
Bu da kişiliğiniz hakkinda bir değerlendirme olamaz.
- " ÖSS sınavını mutlaka kazanmalıyım" yerine
- "....... Fakültesine girmek istiyorum, demek ve bu şekilde düşünmek çok
daha gerçekçidir. - "Meliyim-malıyım" şeklinde biten ifadeler
düşünceleri istek olmaktan çıkarıp birer yasa haline getirirler. İstekler
yerine getirilemediği zaman değişebilir. Ama yasaların değiştirilmesi çok daha
zordur ve beraberinde bazı yaptırımları getirir. Bu yüzden istedikleriniz bir
tercihtir, değiştirilebilir. Asla yasa değildir, unutmayın.
- Gireceğiniz sınav hakkında olumlu düşünün. Bu bir sınavdır sadece, bunu bir
ölüm kalım savaşı haline getirmeyin.
Sınavda başarısız olursanız bu sizin kişiliğinizi olumsuz değerlendirmenize
kendinizi değersiz gereksiz görmenize yol açmamalıdır. Sınavda başarılı olmak
sizin tek ve değişmez amacınız olmasın. Kazanma şansınız çok yüksek bile olsa
kendinize başka amaçlar tasarlayın, Sınavı kazanmak ilk tercihiniz diğer
amaçlar ise ikinci, üçüncü tercihiniz olsun. Böylece sınavı kazanamazsanız dahi
yönelecek başka amaçlarınız olur.
HIZLI VE ETKİN OKUMA
- Sınavlarda zamanı yetiştirememek.
- Sınavlarda, soruları anlamakta güçlük çekmek.
- Ders çalışırken ve kitap okurken, okuduğunuzu anlamakta güçlük çekmek.
- Okurken çabuk sıkılmak ve dikkat dağılması.
- Anafikri bulmakta güçlük çekmek (Özellikle Paragraf sorularında)
- Mevcut zamanın ders çalışmaya yetmemesi
Bu sorunlara her halde hiç birimiz yabancı değiliz. Pek çoğumuzun karşılaştığı
ve öğrenciliği neredeyse çekilmez hale getiren bu sorunların en büyük sebebinin
okuma hızının düşük olması olduğunu biliyor muydunuz?
Los Angeles'deki Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde okuyan , dünyanın en genç
üniversitelisi Mariel Arogon'un dakikada 6000 kelime okuması, yine Türkiye'de
yönetim Geliştirme Merkezi'nin 1987- 1988 yılında açtığı "Süratli ve
Etkili Okuma" seminerlerinde, okuma hızlarının dakikada 50-200 kelime olan
katılımcıların , seminer sonunda dakikada 200-600 kelimelik okuma hızına
ulaştıklarının gözlenmiş olması, okuma hızının arttırılmasının mümkün olduğunu
ortaya koymuştur.
Bu örneklerden sonra okuma hızınızı arttırmaya karar verdiyseniz, işe önce
hızınızı tespit etmekle başlayabilirsiniz.
Daha önce hiç okumadığınız bir hikaye, roman ya da farklı bir kitaptan bir
paragraf seçip dakika tutarak okuyun.
a) Okumaya başlamadan önce başlama zamanını bir yere not alın. Örneğin saat
09.12'12 yi gösteriyorsa 09.22 olarak not alın ve saat tam 09.22 olduğunda
okumaya başlayın.
b) Belirlediğiniz metni, yanlışsız okuyun.
c) Bitirdiğinizde, saatinize bakıp kaçta bittiğini not alın.
d) Tespit ettiğiniz süreyi saniye ile belirtin.
09.22 de başladığınız metni 09.28'13 de bitirmişseniz, okuma süreniz 6 dakika
13 saniyedir.
( Toplam 373 sn)
e) Metindeki toplam sözcük sayısını belirleyin
f) Okuduğunuz metindeki toplam sözcük sayısını (TSS), saniyelerle
belirlediğimiz okuma sürenize (SO) bölerseniz, okuma hızınızı (OH) bulursunuz.
Sonucu 60 ile çarpın. Bu sizin bir dakikada okuduğunuz sözcük sayısıdır. (DSS)
Formül: OH= TSS x 60 = DSS
SOS
İşlem sonucunda bulduğunuz okuma hızını aşağıdaki toblo ile karşılaştırın.
Nasıl? okuma hızınızdan memnun musunuz? Eğer cevabınız " Hayır!" ise
, öncelikle aşağıdaki Yanlış Okuma Alışkanlıklarını Belirleme Cetvelini
dikkatlice kendinize uygulayınız. Bakalım yanlışlarınız neler?
YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARINI BELİRLEME CETVELİ
(Sizde bulunan yanlış alışkanlıkların önüne işaret koyunuz)
1. Sesli okuyorum
2. İçimden okuyorum ( Ses tellerim kımıldıyor)
3. Kelimeleri teker teker okuyarak ilerliyorum.
4. Okurken geri dönme ihtiyacı duyuyorum.
5. Okurken ayrıntılara takılıyorum
6. Aktif olarak okuyamıyorum ( Okuduğuma konsantre olamıyorum)
7. Bazı kelimelerde yavaşlıyorum.
8. Hızlı okuduğumda anlayamayacağımı düşünüyorum
9. Hızlı okumak beni rahatsız ediyor.
10. Anafikri kolay bulamıyorum.
Belirlediğiniz yanlışlarınızla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaları iyi
inceleyip, gerekli çalışmaları titizlikle ve usanmadan yaptığınız taktirde,
okuma ve anlama hızınızın arttığını göreceksiniz.
OKUMA HIZINI ARTIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
1. OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA
ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN
Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi
anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli
derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır.
Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın
üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak
yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği
fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve
beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı
için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta
kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından
konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.
İçinden sesli okumakda bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız
kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma
hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken
çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken
çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle
okumaya başlayabilirsiniz.
Her kelimeyi okumak da okumayı yavaşlatan nedenlerden biridir. Başka dillerde
de, Türkçe'de de cümle yapılarında anlam bir kaç kelimede toplanmıştır. Diğer
kelimeler onları düzenli bir cümle halinde birleştirmek için kullanılmıştır. Ve,
gibi, ile için v.s. gibi sıksık tekrarlanan ve okuduğumuzu anlamamamıza büyük
katkısı olmayan bu kelimeleri her seferinde okumak, bize büyük zaman
kaybettirir. Başlangıçta hangi kelimelerin gereksiz olduğunu doğru tespit
ederek, okumadan atlamakta büyük güçlük çekecek, ama zamanla bu konuda da
yetenek ğeliştirerek 300 kelimelik bir yazının 100 kelimesini okuyarak
anlayabilirsiniz.
Hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmek,okumamızı en fazla yavaşlatan en
önemli psikolojik etken ve yaygın olan yanlış bir kanıdır. Kağnı arabaları
satte 3-5 kilometreden hızlı gidemezdi. Otomobil bu hızı 100- 200 kilometreye
çıkardı. Eskiden insanlar bu hızlara ulaşılabileceğini düşünmezlerdi. Biz de bu
gün, yarın kabulleneceğimiz gelişmelere inanmıyor ve direnç gösteriyoruz.
Dakikada 6000 kelime okuyarak 13 yaşında üniversiteye giren Mariel Aragon,
dakikada 2500 kelime okuyarak A.B. D.'yi yöneten John Kennedy, hızlı okuyarak
da daha iyi anlanabileceğinin kanıtlarıdır.
Öyleyse bu şartlanmayı bir kenara bırakarak okuma hızınızı arttırın. Anlama
hızınız başlangıçta düşecek, ama hızınız arttıkça eski derecenizi yakalayıp
geçecek, daha iyi anlayacaksınız.
Geri dönmek; bize en fazla zaman kaybettiren alışkanlık. Konsantrasyon
eksikliğinden olur. Geri dönme imkanımız olduğu sürece de konsantrasyonumuz
azalır. Öncelikle kendinize geri dönmeyi yasaklamalısınız. Geri dönme
şansınızın olmaması konsantrasyonunuzu arttırır. Başlangıçta bazı paragrafları
anlayamadığınızı hissedeceksiniz. Endişelenmeyin ve geri dönmeyin. Kendinize
"Bugüne kadar geri dönerek okuduğum her paragrafı anladım mı? Şimdi
hatırlıyor muyum?" diye sorun . Umarız cevabınız endişelerinizi
yatıştırır.
Göz eğitimsizliği; gözün satırlar üzerinde
düzenli hareket edememesidir. Okuma eğitimini yetirence alamayan bir göz, satırlar
üzerinde gezinir, durur. Sıçramalar ve duraklamalar düzenli olmaz. Kişi sık sık
geri dönüşler yapar. Bu nedenle de satırdaki düşünceleri birbirlerine
bağlayarak bütünleştirip anlamlandırmada zorlanır. Bunun için gözü, sürat ve
çabukluk kazandırıcı bazı yardımcılarla eğitmek gerekir. Örneğin bir vasıtada
giderken ilanları okuyarak ve varsa videoda 2-3 kat hızlandırılmış alt yazılı
filimleri seyrederek küçük göz egzersizleri yapabilirsiniz. Başlangıçta yoğun
kontrasyon nedeni ile başınız ağrıyacak , ama bir süre sonra alışacaksınız. Alt
yazılı bir filmi normal hızında seyrettiğinizde size çok yavaş gelecek ve
canınız sıkılacaktır.
Pasif okumak; okuyacağınız yazıya zihninizi
yönlendirmeden, anafikri, yazarın düşünce ve olaylara bakış biçimini, üslubunu anlamadan
yapılan okumadır. Yazıyı ne amaçla okuduğunuzu bilmeden yapılan okumalar, okuma
hızını düşürür. Dikkat yoğunlaşması olmadığı için de anlama olayı oluşmaz. O
nedenle önce okunacak konuyu niçin okuyacağınızı belirlemeniz gerekir. Sonra
bir ön okuma yaparak sorular belirlemek, soruları yanıtlamak için tekrar
dikkatinizi yoğunlaştırarak yeniden okumak, etkili okumayı sağlar.
Bilgi ve kültür düzeyi eksikliği; okuma hızınızı yavaşlatan en önemil
nedenlerden biridir. Yeni edinilmek istenen bilgilerin iyi kavranabilmesi, daha
önce o konu ile ilgili kavramların kazanılmış olmasına bağlıdır. Hiç temel
bilgimizin olmadığı bir konuyu anlamak çok zordur. Temel olmadan inşaat
yapılmaz. Yani bilgi ve kültür eksikliği, okunacak konunun anlaşılmasını
zorlaştırdığı için,okuma hızı da düşer. Bunun için parçada geçen, anlamını
bilmediğiniz kelimelerin anlamını öğrendikten sonra dikkatle okumanız
anlamanızı kolaylaştırır.
Okumanın ne anlama geldiğini iyi bilin; Okumak yalnızca sözcük kümeleri görmek
değildir. Okumak yazarla aktif bir söyleşi şeklinde sürdürülen zihinsel bir
süreçtir. Bu anlamda okuyabilmek için görmenin ötesinde zihinsel beceriler
gereklidir. Bu zihinsel beceriler de öğrenme yolu ile gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir metne bir bakışta en fazla iki- üç sözcük algılayabilen bir okuyucu
belirli bir eğitim programı sonucunda bir bakışta cümlenin ya da paragrafın
tümünü algılayabilir hale gelir. Yine öğrenme sonucunda, sürekli olarak her
okuma çabasında yazarla aktif bir söyeşi içinde yazarın görüşlerini açığa
çıkarmayı öğrenerek etkin bir okuyucu olabilir.
Okumanın gerçek amacı, anlamı çabuk ve doğru kavramaktır. Bu okumanın
geliştirilmesi için, etkili okumanın temeli olan hız, kavrama ve bellek
arasında bağ kurulmasını gerektirir. Okumada kavrama ile hız arasında yakın bir
ilişkinin varlığı kabul edilmekte, kavramaya ilişkin becerilerin arttırılması
hızlı okuma ile olası görülmektedir.
HIZLI OKUMA
Hızlı okuma için , okuma yanlışlarımızı düzelterek kendimizi hazırladık. Şimdi
de hızlı okuma yöntemlerine geçmeden önce, düşünce olarak atmamız gereken
adımlar var.
a- Gözlerimizle aklımızı birlikte çalışmaya alıştırmak
b- Bir metinde her sözcüğü okumak zorunda olmadığımıza inanmak
c- Her metinin ya da kitabın aynı değerde olmadığını kabul etmek. Yani bazılarının
zor, bazılarının kolay olduğunu bilmek
d- Okuyacağınız her metin ve kitapta amaçlarınızın farklı olduğunu kabul etmek
okuma hızınızı da buna göre ayarlamak gerektiğini bilmek.
HIZLI OKUMA YÖNTEMLERİ
Göz Devinimlerimiz: Daha hızlı okumak, etkili bir
okuyucu olabilmek için gözlerimizle aklımızı birlikte çalıştırmaya alıştırmamız
gerekiyor.
Okuma sırasında, gözümüz satırlar üzerinde soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan
aşağıya (bazen aşağıdan yukarıya) göz sıçramaları ile ilerler. Okuma olayı,
işte bu sıçramadaki duraklamalar (saplama) sırasında, yakalayabileceğimiz
sözcük kümesini algılayarak , gerçekleştirilir. Bu yüzden hızlı ve usta bir
okuyucu olabilmek için, göz sıçramalarını hızlandırmak, duraklama süresini
kısaltmak, duraklama süresince çok sayıda sözcük görebilmek (4-5sözcük) yani
görme yelpazemizi genişletmemiz gerekiyor. Bu üç özelliği kontrol etmek beynin
işidir. Zihnimizin kotrolü dışında gerçekleşen sıçrama ve duraklamalardan görüş
alanına girenleri algılamak olanaksızdır. Öyleyse aklımız sürekli emir veren,
kontrol eden ve gönderilenleri algılayacak biçimde hazırlıkta ve işlerlikte
olmalıdır.
Sapmalar: Daha çok sayıda sözcük kümesini
algılamak için; sözcük kelimelerinde gözün önce belli bir noktaya sapması,
sonra bu saptığı noktanın sağından ve solundan mümkün olduğunca çok sayıda
sözcüğü algılaması gerekir.
Lezzetli ve Temiz yemekler yapan bir aşcıdır.
1. Sapma noktası 2. Sapma noktası
Kolon Okuma: Günümüzde metinler gittikçe daha
dar kolonlar halinde basılmaktadır. Gazetelerde dergilerde ve büyük
magazinlerde bu kolonlara daha sık rastlanmaktadır. Bu kolonlar, ortalama 5-7 cm den oluşan sıfatlardan
meydana gelmektedir. Dar kolanlar büyük bir gidiş- gelişi zorunlu kılan geniş
satırlardan daha kolay gözden geçirilmektedir. Diğer yandan yukarıdan aşağıya
doğru okuma dikkati daha çok uyarmaktadır. Dar kolonlar genellikle her satırda
bir ya da iki sapmayı gerektirdiğinden, ritim konusunda büyük yarar
sağlamaktadır.
Göz Gezdirme: Görme yelpazemiz genişledikçe, metnin bütününü dikkatli bir
şekilde görme, düşünceleri yakalama hızına da ulaşırsınız.
Etkili okuyucu, metnin özelliklerine göre hızını ayarlayabildiği gibi, her
metinle ilgili ihtiyaç ve amaçlarının farkı olacağını kabul eder. Amacını
belirledikten sonra metnin bütününe yönelik yaptığı "Göz Gezdirme"
Tekniği ile dikkatli bir okuma yapabilir.
Göz gezdirme ile çok yüksek hızlar elde edersiniz. Neye ve nasıl göz
gezdireceğimizi iyi belirlersek bu, hız kavrayışımızı düşürmez.
Göz gezdirme, bir metni okumaya başlamadan önce yapılan "Göz atma"
dan farklıdır. Göz gezdirme de amacımız belirli olduğu için daha dikkatli bir
inceleme yaparız. Okunan metin çok kolay ve okuyucunun bildiği konuyu
içeriyorsa göz gezdirme de yeterli bilgi edinilebilir.
Etkili bir göz gezdirme davranışında; metin başlığı alt bakşlıkları, giriş ve
ilk paragrafı, sonraki paragrafların ilk ve son cümleleri numaraları, büyük
harfle ya da italik yazılmış yerleri son paragraf ve varsa özeti okumalıdır.
Esnek Okuma: Okuma yöntemimizi ve hızımızı belirleme okuma amacımız ve metnin
özellikleri önemli rol oynamaktadır. Etkili okumada okuyucu, her durumda uygun
okuma tutumunu alabilmelidir. Uygun okuma tutumunu alabilmek, esnek okumayı
gerektirir.
Eğer günlük yaşamda karşımızı çıkan yeni bilgilerden gereğince ve uygun bir
şekilde yararlanmasını bilmezsek, bir çok şeyi kaçırır, önemli bilğileri
edinemeyiz . Ayrıca daha az zaman ayırarak yapacağımız okumayı, hem daha fazla
zaman harcayarak yapar, hem de okuduğumuz metinden yeterince doyum alamayız.
Oysa okuma hızını ve yöntemini, okuma amacına ve metnin özelliklerine göre
ayarlayabilen, yani "Esnek Okuma" yapabilen bir okuyucu en kısa
zamanda, en çok bilgiyi alabilir.
Her gün karşılaştığımız yeni okuma durumlarını incelediğimizde, esnek okumayı
daha iyi anlayabiliriz. Okunacak şeyler değişik türde olduğundan , bunları
okuma amacımız da değişir. Farklı teknikler kullanırız. Örneğin güne gazete
okuyarak başadığınızı düşünelim. Ancak zamanınız sınırlı, derse yetişmek
durumundasınız. O zaman sadece başlıklara bakar ilginizi çeken haberlere de
şöyle göz atarsınız. Okula gittinizde, derse girmeden önce eğer konu anlatacak
iseniz, bildiğiniz şeyleri eleyebilmek için göz gezdirirsiniz. Bildiklerinizi
atlar yeni bilgileri okursunuz. Öğleden sonra arkadaşınız size bir dergiyi
verdi diyelim. İlginç bir makale var mı diye dergiyi tararsınız. İlginizi çeken
bir makale bulduğunuzda, yeni bir bilgiye rastlamak için göz atarsınız. Akşam
iyi bir film ya da program bulabilmek için gazetelerden programları tararsınız.
Yarınki dersinizi hazırlama durumunda ise, metindeki herşeyi okumanız
gerekmediği düşüncesinden hareketle kitabınızın o bölümüne göz atar, elde etmek
istediğiniz bilgilere göre önemli başlık ve alt başlıkları belirlerseniz.
Konusunu ana fikir ve ayrıntılarını araştırır, önemli kısımlar üzerinde daha
fazla zaman harcayarak, ayrıntılar üzerinde daha hızlı geçerek ya da atlayarak
okumanızı sürdürürsünüz. Gördüğünüz gibi, okuduğunuz bu çeşitli türden
malzemelerin her birine göre okuma amacınız da farklı olacaktır. Yine
malzemenin türüne göre yöntem ve hızınızıda değiştirmeniz gerekecektir. Eğer
bunu uygun bir şekilde yapmayı başarırsanız esnek bir okuyucusunuz demektir.
Esnek okuyucu, nasıl okuyacağına karar verirken, metinin türünü de dikkate
alarak zaman zaman teknik değiştirebilir. Metin , açık bir dille yazılmış ve
izlenmesi kolay bir anlatımı olduğunda, hızlı bir okuma yapılabilir. Ancak
metin açık bir dille yazılmamış, anlatımı kolayca özlemeye elverişli
olmadığında daha yavaş ve dikkatli bir okuma yapılabilir. Eğer bu şekilde esnek
davranamazsak, amacımıza ulaşamadığımız gibi zamanımızı da boşa harcamış
oluruz.
Esnek okuyucu, okuma yöntemini kararlaştırırken zamanını dikkate alır. Örneğin
bir metni ne kadar dikkatli okuması gerekirse gereksin, eğer yeterli zamanı
yoksa, ya bir kısmı okur, bir kısmına göz atar ya da baştan sona dikkatle göz
gezdirir. Ayrıca, eğer o anda fiziksel bir rahatsızlığı varsa, genel düşünceyi
anlamak için sadece göz atar. Özetle esnek okuyucu, durumuna göre hızlarını
bilen ve uygulayan kişidir.
Kavrama ve Sezme: Görme, her sözcüğü anlamanız
için yeterli değildir. Görme yeteneği, anlama, görme ve zihin yeteneklerinin
bir sentezi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu, yazılı bir sözcüğü
görür görmez tahmin ediliyor, taman olmadan profilini ve diğer özelliklerini
tamamlıyor, böylece görüşünüzü kontrol etmiş oluyorsunuz.
Okuma sürecinde, sözcükleri sadece görmek yeterli değildir. Aynı zamanda bir
sözcüğü diğerinden ayırmak gerekir. Yazmada ise , dil bilgisi ve sözcükleri
birleştirmede kullanılan bağlama kuralları etkili olmaktadır. Sonuç olarak
okumak, soyut ve göze dayalı anlamlar üretmektir. Bu üretimi sözcüklerin doğru
seçimi, sözcüklerin anlamları, tipleri, türleri ve yaptıkları belirlemektedir.
İyi bir okuyucu olmak, sizin etkili okumanızı sağlayacak çeşitli teknikler
uygulamanız gerekmektedir. Şimdi yapacağınız alıştırmalarda, okurken eksik
bırakılan sözcüğü izleyen sözcüklerden tahmin etmeye çalışın. Böylelikle anlama
ve sezme yeteneğinizi ğeliştirebelersiniz.
UYGULAMA: Aşağıdaki kısa metinde boş bırakılan
yerlerde konuşulması gereken sözcükleri düşünerek, kavrayarak bulup yazınız. Bu
tür çalışmaları sık sık yaparsanız kavrama ve sezme gücünüz artar.
Oğlumuz
Karlı b.... şubat g..... doğmuştu. Babanın k.... verirken b.... tuhaftım. İsim
a....., kamus b...... ne kadar b ..... gelmişti . O...... ışıl ı..... , kainat
g..... manalı b..... kelime b..... istiyorum. S...... Ömer d....... Bu da
o.....yakışmıştı. O...... tarihe girme b...... Ömer'in ikbaline layık, g......
İlk g...., i..... diş, i..... kelime, annesine doğru genç, g...... ve mes'ut
a..... doğru i..... adım.
Seçici Okuma: Bundan önceki bölümlerde etkili
ve hızlı okumayı geliştirmek, okuma verimini arttırmak için bir takım
stratejiler geliştirdik. Bu aşamadan sonra hedefimiz, okumaya, ayırdığımız
zamanı daha verimli kullanabilmek, kısa zamanda daha çok bilği edinebilmek. Bu
hedefe ulaşabilmek, hızlı ve seçici olmayı gerektiriyor. Aslında her okuma da
seçici olunmalı. Ancak hızlı okurken buna daha çok ihtiyacımız var.
Okumada önemli olan, yazarın iletmek istediği mesajı, okuyucunun yazılı
sözcükler arasından bulup çıkarmasıdır. Daha önceki bölümlerde, yazarın
düşüncesini kavramada etkili olan bir takım etkili okuma tekniklerinden
bahsetmiştik. Bu tekniklerde hız , çabukluk, esneklik derecelerine nasıl
ulaşacağımız, okumamızı nasıl düzelteceğimiz konularında yoğunlaştık. Ancak bu
tür okumalarımızda gözümüz temel olan noktayı, bir çok ayrıntılarla birlikte
kavrama durumunada kalabiliyordu. " Seçici okuma" adı altında şimdi
açıklayacağımız teknikte ise, tüm ayrıntıya girmeden, daha az sözcük okuyarak,
yazarın düşünce bütünlüğünü yoklamamız hedeflenir.
Burada önemli olan her hangi bir metni mikroskopla incelemek değil, genel
hatlarıyla bilmektir. Bu teknik, pratik okumamıza büyük yarar sağlamakta, bize
zamandan kazandırmaktadır. Örneğin, 15 dakikada günlük gazeteyi okuyabelmek, üç
saatte 500 sayfalık bir yapıtta bulunan bilgileri yakalamak gibi
Buraya kadar yapılan açıklamaları özetlemek gerekirse:
1. Gözümüzle ve beyninizle okuyun.(Dudaklarınız ve ses telleriniz kımıldamasın)
2. Gözünüzle kelime gurupları görmeye çalışın ( birden fazla kelime)
3. Okurken yazıya konsantre olmaya çalışın. (geri dönüş yapmayı kendinize
yasaklayın)
4. Her kelimeyi okumak yerine, asıl anlamı veren kelimeler üzerinde durarak
gereksiz kelimeler üzerinde durarak gereksiz kelimeleri atmaya çalışın.
5. Kendinizi hızlı okumaya zorlayın.
6. Kendinize okurken belli bir süre vererek, okuduğunuzu o süre içinde
bitirmeye çalışın.
7. Fırsat buldukça değişik tipte yazılar okuyun.
(Kendinize mutlaka okumak için zaman ayırın)
8. Gereksiz Ayrıntılar yerine ana fikir için okuyun.
Anafikri bulmak için;
a) Birinci paragrafta yazarın tarzını çıkarmaya çalışın
b) Anafikri nereye yazmış olabileceğini düşünün Her paragrafta bunu bulmaya
çalışın.
c) Anafikrin her paragrafta bulunabileceğine dikkat edin.
Başlangıçta bunları uygulamanız ve hatta başarmanız size çok güç gelebilir. Ama
unutmayın ki bunları başarıp bilginin özüne çok daha pratik, çok daha kısa
sürede ulaşabilen insanlar çok fazla. Neden bizde onlardan biri olmayalım?
Yapılması gereken tek şey ümidimizi yitirmemek.
İnatla uygulama yapın.
Sonucun adım adım geldiğini göreceksiniz...
Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir
|
|
|